Sanat

Sanat sınır tanımayan, kalıba konamayan bir eylemdir. Bir iletişim aracıdır, kendimizi anlatmanın bir yoludur. Bazı insanlar yoğun duygular yaşar ve bunu konuşarak anlatmakta zorlanabilir. İşte o zaman sanat devreye girer. Yazılan bir roman da aslında sözcüklerden oluşur ama duyguların anlatımında kolaylık sağlar diyebiliriz.

Sanat yaşamın her döneminde var olmuş ve toplumu yansıtmıştır. Roman, sinema, tiyatro, resim, bale, heykel, dans dünyamızı güzelleştiren sanat dallarıdır.

Alman Filozof İmmanuel Kant’a göre :

Sanatın kendi dışında hiçbir amacı yoktur. Onun tek amacı kendisidir. Güzel sanatı, ancak deha yaratabilir.

Alman  Filozof G.Wilhelm Friedrich  Hegel ‘e göre :

Sanattaki güzellik doğadaki güzellikten üstündür. Sanat insan aklının ürünüdür. Kendisine doğanın taklidinden başka amaç bulmalıdır.

Alman Filozof , Politik Economist Karl Marks’a göre : Yaratıcı eylem insanın ve doğanın karşılıklı etkileşiminin bir aşamasıdır. Bu toplumsal bir karakter taşır. Sanat yaşamı insanileştiren bir olgudur. Araştırıcı, yaratıcı çok yönlü insana ulaşma çabası içinde sanatlar gelişebilir.

İtalyan Filozof Benedetto Croce:

Güzelliğin yerine anlatımı öne çıkarır. Sanat sezginin ve anlatımın birliğidir.Bireysel ve teorik bir etkinliktir. Doğa sanatçının yorumu ile güzel olabilir.

Dünyada yaşanan  dönemlere göre birbirinden etkilenen sanatta herşeye rağmen aykırı sanatçılar çıkmıştır. Bana göre en ilginçleri kübizmin öncüsü Pablo Picasso ve sürrealist (Gerçeküstücülük) resimlerin  öncüsü Salvador Dali’dir. Resimleri olduğu kadar hayatları da son derece ilginçtir.

Babası sanat profesörü olan Picasso yedi yaşından itibaren sanat eğitimi almıştır. İlk resmini dokuz yaşında yapmış, okulda ise kötü bir öğrenci olmuştur. Şiir de yazmış ama pek tutmamıştır.

“Hayatta en canlandırıcı aşktır.” demiş ve aşık olmaktan hiç vazgeçmemiştir.

Salvador Dali ise ismini ölen ağabeyinden almıştır. Mutsuz bir çocukluk yaşamıştır. Dedesi paranoyak olduğu için kendini asmıştır. Dali’nin okul hayatı da başarısız olmuştur. Evi terk edip Akademiye gidince yolu Picasso ile kesişmiş ama Akademiyi bitirmek için sınava girmeyi reddedip terk etmiştir.

Yirminci yüzyılın Meksika’lı sanatçısı Frida Kahlo’nun da resimleriyle inişli çıkışlı hayatı, politik görüşleri her zaman insanların ilgisini çekmiştir.  Geçirdiği kazalardan ve ameliyatlardan ötürü acılarla yaşadığı yatağın baş ucundaki aynaya bakarak resim yaptığı için 55 tane otoportresi olmuştur. Resimlerindeki ustalık Pablo Picasso’ya bile “ Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmiştir.

Zaten sanatçılar biraz çılgın, uçlarda yaşayan insanlar değil midir?

Yarattıkları eserler duygularının dışa vurumunda anlattıklarıdır.

Füsun ÇINARLI 

('Sevince' Kitabının Yazarı & Ressam, Emekli Bankacı)