Takdir

İlk okuldan itibaren hepimiz ‘takdir’ edilmeyi isteriz, hatta bebekken bir iş başardığımızda izleyenlerden alkış bekleriz.

Okul hayatı boyunca ailelerin  ‘Takdiri bu dönem 1 puanla kaçırdı.’ ritüeli hiç bitmez.  (Hiç kaçırmadım, aferin bana, şimdi o kağıtlar çok işime yarıyor!)

Okul hayatından sonra ise, şahsen ben bir takdir boşluğu yaşadım. 😊  Şaka değil.

Arkadaşlarım, dostlarım, iş çevresi, ailem… Kim hangi konuda başarılıysa takdir ettim.

Fark yarattığını gördüğüm bir insana, ne güzel başarıyorsun demekten hiç çekinmedim.

Yazdığı kitap, çaldığı müzik, konuşma şekli, ilgi alanı, sosyal aktivitesi, işte öne çıktığı bir konu…

Başarısını, mutluluğunu paylaştım. Elimden gelen bir şey varsa katkıda bulundum.

İnsanlar için başka birini takdir etmek neden bu kadar zor hiç anlayamıyorum. Seni sevseler bile takdir edemiyorlar.

Garip değil mi?

Bir insan herhangi bir alanda başarılı olunca, başarıyı da geçtim kendini ifade edebilince bu başka bir insanı başarısız mı gösteriyor? Rahatsız edici yanını anlamıyorum.

Etrafımdaki her insanın fark yarattığı bir konu olduğunu biliyor ve görüyorum. İnsanların bu şekilde birbirini güzelleştirdiğine inanıyorum.

Herkes her şeyi bilebilir mi?

Alçakgönüllü olmak pek de doğru bir şey değil 😊 Bildiğini, gördüğünü geç olmadan güzelce ifade etmeli.

Kurumsal hayata dair de yansıması oluyor bu konunun. Ülkemizde görünür olmak oldukça önemli.

İşini ne kadar iyi, sürdürülebilir ve başarılı yaptığın, kafanın ne kadar çalıştığı değil de, yaptıkların görünür mü hepsinden önemli. Bir excel tablo yap mesela, biraz da reklamını yap😊 Bak nasıl önemli oluyor.

Öbür tarafta regresyon analizi yapsan, anlatamadıktan sonra faydası yok.

Herkese takdirlerimi sunuyorum😊