Maneviyat ve Değerler

Anneanne, babaanne, dedeler ile iletişim içinde olabilen mutlu bir çocukluk geçirdim.

Çocukluğumda maneviyatlarını varlığımda hissetmek, beni daima çok mutlu ederdi. Annem çalıştığından Anneannem büyüttüğü için O’nun yeri çok ayrı.

Tatillerde de Çınarcık’ta yaşayan dedem ve halamların yanına gitmek çok güzeldi.

Şimdi hayat şartları zorlaştıkça maddi değerlerin aile ilişkilerinde maneviyatın önüne geçtiği bir dönem yaşanıyor.

Öyle şeyler duyuyorum ki inanması çok güç geliyor bana. Mesela İnsanlar ailesi yaşlanınca geliri varsa bakmak istiyor.

Kardeşler anne babalarının emekli maaşlarından faydalanmak için tartışıyor.

Yoğun iş tempoları, hayat telaşları içerisinde yaşlı ebeveyne vakit ayırmak, belki sadece hatırını sormak için bile zamanı olmayanlar var.

İstanbul’da öyle yoğun bir tempo içerisinde yaşıyoruz ki, önceliklerimizi dahi doğru belirleyemiyoruz.

Zaman yönetimimizde daima işle ilgili mecburi sorumluluklar ailenizden, sevdiklerinizden ve tabi kendinizden çok daha ön plana geçiyor.

Yetişmek zorunda olduğunuz okullar, iş yerleri, toplantılar hep var. Kalan zamanda da zaten ailenize biraz vakit ayırabiliyorsanız ne mutlu size çünkü zaten pestiliniz çıkıyor😊

Manevi değerler ve önceliklerdeki bu zorunluluklar herkesi mutsuz ediyor. Çevremde sağlıklı bir kafaya sahip olup da İstanbul'da mevcut hayatına devam etmek isteyen yok denecek kadar.

Herkes ya göç etmenin hayaliyle prim gün sayısı hesaplıyor, nerede daha huzurlu yaşarız diye bakıyor ya da küçük bir kafe açıp acaba kendi yağımda kavrulur muyum diye düşünüyor.

Arkadaş ortamlarında sohbetler kısa sürede buralara geliyor. Şu kurum iş kuranlara şu kadar destek sağlıyor, kadın girişimcilere imkanlar daha fazla diye sohbetler  devam ediyor.

Yazımı okuyanlara bunların yabancı gelmeyeceğini düşünüyorum.

Toplumda yaşarken mutsuzluklarımızın altında aslında bizi hayata bağlayan organik bağlardan yani ailemizden, sevdiklerimizden ve elbette sevgiden uzaklaşmamız olduğunu hatırlamak zorundayız.

Mutlu birey olmanın yolu kariyerden geçmiyor. 10 yıllık harika bir kariyer maceranızdan sonra kendinizi evde yapayalnız bulabilirsiniz. Geçici mutluluklarda maneviyatı aramak, belli bir yaşa geldiğinizde içi boş bir hayat yaşadığınızı hissettirecektir.

Çok eskilere dayanan ve ailenin öneminin çok iyi bilindiği bir kültürden gelen insanlarken, ne yazık ki fazla yozlaşıldığını düşünüyorum.

Uzun lafın kısası:

Sevelim, sevilelim😊