Alkışlar mıyız?                                                                                                                                              Okuma Süresi :5 -7 dakika

 

Az önce dünyaca ünlü beyin cerrahı, Harvard mezunu Türker Kılıç’ın Nilay Örnek’le podcastlerini dinledim. Türker Kılıç’a buraya döndüğünüz için pişman mısınız sorusunu yöneltti. Türker Bey zaman zaman akademik başarılar yönünden pişman olduğum anlar oldu diye yanıtladı.

Türker Beyin Türkiye’de yaşarken Nobel kazanma ihtimali var mı günümüzde? Yok.  

Kendi coğrafyasında bilim insanlarına ihtimam gösterilmemesine üzülüyormuş. Ama ben iflah olmaz bir İstanbul aşığıyım, dostlarımdan, buranın yemeklerinden kopamadım dedi. Heybeliada’da yaşıyormuş bu kadar değerli bir insan. Yurtdışındaki arkadaşları ile İstanbul’un lüferini konuşuyorlarmış.

O günkü şartlarda yurt dışında okuma şansım başkalarına kıyasla daha fazlaydı.  Ama ailemden ayrılmayı hiç göze alamadım.  Ülkemden uzakta yaşamak ise asla içimden gelmedi. İnsanlarla konuştuğum zaman bu tarafımın yadırgandığını görüyorum. Az da olsa benim gibi insanlar olması beni mutlu etti.

Bir de çok değerli bir söz daha söyledi: ‘’Bilim insanı olduğunuz zaman vatan, dünya.’’ Ne güzel bir yorum değil mi?

İnsanlar ülkemizde takdir etmeyi, şu kişi şu konuda ne güzel işler yapıyor veya yaptı demeyi tercih etmiyor? Takdir etmiyor. Sizce neden?

Çevremdeki herkesin farklı bir artısı, güzel yönü veya yeteneği olduğunu görüyorum. Bazı insanlar kendini çok güzel ifade ediyor, bazı insanların sanatsal yetenekleri oluyor, el işinde güzel şeyler üretebiliyor, kitap yazabiliyor, iş hayatında kendi konusunda uzmanlaşabiliyor, her yaptığı işi layıkıyla sonuçlandırabiliyor, daima iyi niyetli olabiliyor, enerjik, neşeli olabiliyor size de neşe katabiliyor, iyi bir ailenin yetiştirdiği terbiyeli, güvenilir, sevgi dolu bir birey olabiliyor, yardımsever, zor gün dostu olabiliyor. Şu an aklıma gelmese de her insanın kendi özellikleri öyle farklı ve kıymetli ki.  En yakın arkadaşlarınız size; üretiyorsun ya da sen şu işte çok iyisin, çok keyifli şeyler yapıyorsun (müzik olur, resim olur, takı olur, olur işte bulunur…)  veya belki sadece şu huyun harika diyebiliyor mu? Senin sana ait bir güzelliğini görüp dile getiriyor mu?

Para kazandırmıyorsa kıymeti yok bu ülkede 😊

Size hayran oldukları bir konuyu dile getiren çevrenizde herhangi bir kişi bulunuyor mu? Aileniz hariç.

Sizle ilgili bir övgüyü zor duyuyorsunuz değil mi?   Takdir edilmeniz bile toplum içinde bazen itiraf gibi oluyor. İçten değil… Karşınızdaki insanların güzelliklerini kabullenmek ve takdir etmek neden bu kadar zor?

Oysa herkes yaptıkları beğenilsin ve takdir edilsin istiyor.

Yaşadığımız ülke çok farklı eğitim seviyesinde insanların bir arada olduğu ve bunun artık normalleştiği bir ülke. Üniversite mezunu olmak ne kadar normalse, ilkokul mezunu olmak da o kadar normal.

Ülkemizdeki ekonomik koşullar nedeniyle bir insanın okuyamamış olması kimse için yeni bir durum değil. Yani şartlar en baştan ne yazık ki insanlar için eşit değil.

Bu durum değişmedikçe toplumdaki birçok sorun çözülemiyor. Toplumda karma kültür ve farklı eğitim seviyelerindeki tüm bireyler bir arada yaşıyor. Ülkemizde şartlar eşit olmadığı için eğitimli kesim son yirmi yıldır epey ayıplanıyor. Elitist olarak da sınıflandırıldı hatta.

Eğitim seviyesi ne olursa olsun sevmeyi, ahlakı, kim olursa olsun insanlarda eşitliği, canlıyı sevmeyi, alçakgönüllülüğü, adaleti, takdir edebilmeyi, hakkı hukuku size büyütürken normalleştiren bir aileniz varsa ne mutlu size.

Evdeki eğitim okuldaki eğitimden önce başladıysa, size verecek çok şeyi olan bir aileniz varsa ne mutlu size.

Eğer yok ise birlikte yaşamayı hala öğrenememiş ve kavgası bitmeyen bir toplumda, eğitimli kesim ülkeyi ileri doğru taşırken (aksi bana mümkün görünmüyor) eğitimsiz kesimin derhal, daha fazla vakit geçirmeden elinden tutması, öğrendiklerini aktarması, paylaşması ve aktarılacak kapıları aralaması gerekiyor. Birbirinden alıp verecek herkesin bir şeyleri vardır. Kiminde bilgi, kiminde sevgi, kiminde sabır, kiminde huzur.

Her insanın ilacı aslında yine insanda… Birbirimizi alkışlar mıyız?